biyografiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
biyografiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Arda Turan Kimdir?

Gönderen BY.CodeR 14 Eylül 2009 Pazartesi 0 yorum


30 Ocak 1987 tarihinde İstanbul Esenyurt'ta doğmuştur. 9 yaşında Bayrampaşa Altıntepsispor'da futbola başlamıştır. Burada top tekniği ve mücadeleci yapısıyla dikkat çekmiş ve 12 yaşında Fatih Terim'in beğenisi ile Galatasaray altyapısına transfer edilmiştir. PAF takımında aralıksız olarak dört yıl forma giydikten sonra Gheorghe Hagi'nin teknik direktörlüğü döneminde 2004-05 sezonunda A takıma alınmıştır. Bu dönemde forma şansı bulamamış ve kiralık olarak bir sezonluğuna Zafer Şakar'la Vestel Manisaspor'a transfer olmuştur.

2005-2006 sezonunun sonunda Galatasaray'a geri dönmüş ve Şampiyonlar Ligi 3. ön eleme turunda FK Mlada Boleslav karşısında ilk maçta iki gol, bir asist kaydetmiştir.

Kısa zamanda ilk 11'in değişmez ismi oldu. Şampiyonlar Ligi'nde Bordeaux ve Liverpool karşısında çıktığı grup maçlarında UEFA tarafından maçın oyuncusu seçilmiştir.

İlk kez çağrıldığı A millî Takımda, özel maçta Lüksemburg karşında forma giydi. Ayrıca ilk golünü 25 Mayıs 2008 de Uruguay'a kafayla atarak Türkiye 1-0 öne geçmiştir. 11 Haziran 2008 günü oynanan İsviçre - Türkiye maçında son dakikada galibiyet golünü atarak, UEFA tarafından maçın adamı seçilmiş ve dikkatleri üzerine çekmiştir.

Arda Turan, 15 Haziran 2008 tarihinde Türkiye - Çek Cumhuriyeti maçında takımının ilk golünü atarak galibiyette büyük pay sahibi olmuş ve Türkiye, EURO 2008'de Çeyrek Finale yükselmiştir.

Abdullatif Şener Kimdir?

Gönderen BY.CodeR 6 Eylül 2009 Pazar 0 yorum


Abdullatif Şener, 1954 yılında Sivas Yıldızeli'nde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Sivas'ta tamamlayan Şener, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni 1977 yılında bitirdi.

Bazı kamu kuruluşlarında memur ve denetim uzmanı olarak çalıştıktan sonra, Gazi Üniversitesi Bolu İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde akademik çalışmalara başlayan Şener, aynı üniversitede Maliye Anabilim Dalı'nda doktorasını tamamladı, bulunduğu fakültede Dekan Yardımcısı olarak görev yaptı.

Daha sonra Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'ne geçen Şener, bu üniversitede görev yaparken doçent oldu. 1991 seçimlerinde Sivas milletvekili olarak Parlamentoya giren Şener, 1996-1997 yıllarında 54. Hükümette Maliye Bakanlığı yaptı.

19, 20 ve 21. Dönem Sivas milletvekili olarak TBMM'de bulunan Şener'in, yayınlanmış bir kitabı bulunuyor.

Şener, evli ve dört çocuk babası olan Abdullatif Şener, 3 Kasım 2002'de yapılan seçimlerde Sivas'tan parlamentoya girdi. 58. ve 59. T.C. Hükümetlerinde Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olarak görev yaptı.

Aday Olmadı
2007 yılının Temmuz yapılan genel seçimlerde aday olmayacağını açıkladı. Ağustos 2007'de TOBB - Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi'nde Öğretim Üyesi olarak ders vermeye başladı.

AK Parti'den İstifa Etti.
11 Temmuz 2008 tarihinde Abdüllatif Şener, AK Parti Genel Merkez Binası'na gelerek istifa etti. Genel Merkezden ayrılırken gazetecilerin sorularını yanıtlayan Şener, AK Parti'den istifa ettiğine dair dilekçeyi MKYK'da sunduğunu bildirdi.

Şener'i, AK Parti Genel Sekreteri İdris Naim Şahin aracına kadar uğurladı.

25 Mayıs 2009 itibariyle Türkiye Partisi kurucusu ve genel başkanıdır.

Doğu Perinçek Kimdir?

Gönderen BY.CodeR 0 yorum


Doğu Perinçek 17 Haziran 1942'de Gaziantep’te doğdu. Sadık ve Lebibe Perinçek’in oğludur. İlk çocukluk yıllarını babasının yedek subaylık ve yargıçlık görevleri nedeniyle Gaziantep, Antakya ve Diyarbakır’da geçirdi. Beş yaşından sonra Ankara’da büyüdü. Ankara Sarar İlkokulu, Atatürk Lisesi ve Bahçelievler Deneme Lisesi’nde ilk ve orta öğrenim gördü.

Üniversite yıllarında, 1962 ve 1963’te toplam 10 ay Almanya’da işçilik yaptı ve Almanca öğrendi. Haziran 1964'de Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi ve Kamu Hukuku (Devlet Teorisi ve Kamu Hürriyetleri) kürsüsüne asistan olarak girdi. 1968'de Hukuk doktoru olmuştur. Doktora tezinin konusu ve ilk kitabı, Türkiye’de Siyasi Partilerin İç Düzeni ve Yasaklanması Rejimi' dir. 1964 yılında dünya görüşü olarak Bilimsel Sosyalizmi benimsedi. 1967 yılında Dönüşüm dergisi Yazı Kurulu Üyesi ve Başyazarı idi. Almanya’da Türk Toplumcular Ocağı kurucusu ve ilk Genel Başkanı olmuştur. Türkiye İşçi Partisi (TİP) üyesi ve Bilim Kurulu Üyesi, Güvenlik Komitesi Başkanı, TİP içindeki Devrimci Muhalefet hareketinin önderlerindendir.

Mart 1968'de Fikir Kulüpleri Federasyonu Genel Başkanı olmuştur. Kasım 1968' de arkadaşlarıyla birlikte Aydınlık dergisini kurdu ve yayınlamaya başladı. Temmuz 1969'da İşçi-Köylü gazetesinin kurucusu ve başyazarı oldu. 12 Mart 1971 askerî darbesinden sonra yargılandı. 20 yıl hapis cezasına hükmedildi. Temmuz 1974’te genel afla serbest bırakıldı. 28 Ocak 1978'de Aydınlık davasının aklanmasıyla sonuçlanması üzerine Türkiye İşçi Köylü Partisi’nin kuruluşuna önderlik etti ve ilk Genel Başkan oldu.

20 Mart 1978'de Günlük Aydınlık gazetesinin kuruluşuna ve yayınına önderlik etti ve başyazarlık yaptı. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra tutuklandı ve 1985 Martında serbest bırakıldı. Ocak 1987'de Haftalık 2000’e Doğru dergisinin yayınlanmasına önderlik etti. Genel Yayın Yönetmeni ve Başyazarlık görevlerinde bulundu. 10 Nisan 1990'da “Sansür Sürgün Kararnamesi”nin çıkarılmasıyla hakkında tutuklama kararı verildi. Diyarbakır Cezaevi’nde üç ay tutuklu kaldı. 1991 yılında TCK 141. maddesinin kaldırılmasıyla siyasal haklarına kavuştu ve Temmuz ayında Sosyalist Parti 2. Büyük Kongresi’nde Genel Başkanlığa seçildi.Temmuz 1992’de Sosyalist Parti’nin Anayasa Mahkemesi’nce kapatılması üzerine kurulan İşçi Partisi Genel Başkanı oldu. Ancak Perinçek hakkında 1991 seçimlerinde TRT’de yapılan Liderler Açık Oturumu’nda yaptığı konuşma nedeniyle Terörle Mücadele Yasası 8. maddeye dayanılarak verilen 14 ay hapis cezası uygulandı. Perinçek, 8 Ağustos 1999’a kadar 10 ay 10 gün Haymana Cezaevi’nde kaldı.

Daha sonra çıkan basın suçlarını erteleyen yasayla yeniden siyasal haklarına kavuştu ve 19 Ekim 1999 günü toplanan İşçi Partisi Olağanüstü Kongresi’nde yeniden genel başkan seçildi.

Perinçek, 21 Mart 2008 günü saat sabah 04:30 sıralarında, evine baskın yapılmak suretiyle, Cumhuriyet Gazetesi İmtiyaz Sahibi ve baş yazarı, gazeteci İlhan Selçuk, eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu, Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Ferit İlsever, Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Serhan Bolluk, gazeteci Adnan Akfırat, işadamı İbrahim Benli ve koruması Yusuf Beşirik'in de aralarında bulunduğu isimlerle birlikte gözaltına alındı. Yapılan sorgunun ardından, Ergenekon Operasyonu soruşturması dahilinde, yasadışı örgüte üye olmak ve devlete ait gizli belgeleri bulundurmak gerekçesiyle tutuklandı.

Doğu Perinçek, çok iyi Almanca ve orta derecede İngilizce biliyor. Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu, gazeteci Şule Perinçek ile evli. Dört çocuğu vardır.

İlker Başbuğ Kimdir?

Gönderen BY.CodeR 0 yorum


Orgeneral İlker Başbuğ, 1943 Yılında Afyonkarahisar’da Doğmuştur. 1962 Yılında Kara Harp Okulundan, 1963 Yılında Piyade Okulundan Mezun Olmuştur.

1971 Yılına Kadar Kara Kuvvetleri Komutanlığına Bağlı Çeşitli Birliklerde Takım Ve Bölük Komutanlığı Yapan Orgeneral Başbuğ, 1973 Yılında Kara Harp Akademisinden Mezun Olmuş, Ardından Kurmay Subay Olarak; Genelkurmay Plan Ve Harekat Daire Başkanlığında Proje Subaylığı Ve Harp Akademileri Komutanlığında Öğretim Üyeliği Yapmıştır. Müteakiben Belçika/Brüksel’de NATO Uluslar Arası Askeri Karargahı(Ims)’Nda İstihbarat Plan Subaylığı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Plan Ve Prensipler Başkanlığı Savunma Araştırma Şube Müdürlüğü Ve 51 Nci Piyade Tümeni 247 Nci Piyade Alay Komutanlığı Görevlerini Yürütmüştür.

1989 Yılında Tuğgeneralliğe Terfi Etmiştir. Tuğgeneral Rütbesi İle Belçika/Mons’da Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek Karargahında (Shape) Lojistik Ve Enfrastrüktür Daire Başkanlığı, Müteakiben 1 Nci Zırhlı Tugay Komutanlığı Görevlerinde Bulunmuş, 1993 Yılında Tümgeneralliğe Terfi Etmiştir. Tümgeneral Rütbesi İle Jandarma Asayiş Komutan Yardımcılığı Ve Belçika/Mons’da Milli Askeri Temsil Heyeti (Nmr) Başkanlığı Görevlerini Yürütmüş, 1997 Yılında Korgeneralliğe Terfi Etmiştir. Korgeneral Rütbesi İle 2 Nci Kolordu Komutanlığı Ve Milli Güvenlik Kurulu Genelsekreter Başyardımcılığı Görevlerinde Bulunduktan Sonra 2002 Yılında Orgeneralliğe Terfi Etmiştir.

Orgeneral Rütbesi ile Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanlığı, Genelkurmay Iı Nci Başkanlığı Ve 1 Nci Ordu Komutanlığı Görevlerinde Bulunmuş 30 Ağustos 2006 Tarihinden Geçerli Olarak Kara Kuvvetleri Komutanlığı Görevine Atanmıştır.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın 30 Ağustos 2008 itibariyle yaş haddinden emekliye ayrıllmasıyla Genelkurmay Başkanlığı'na Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ getirildi.

Orgeneral Başbuğ, 4 yıl olan Genelkurmay Başkanlığı görevini yaş haddi nedeniyle 2 yıl yürütecek.

Bayan Sevim Başbuğ İle Evli Olan Orgeneral İlker Başbuğ’un 2 Çocuğu Vardır. İngilizce Bilmektedir.

Elif Şafak Kimdir?

Gönderen BY.CodeR 1 yorum


Strasbourg doğumlu Elif Şafak ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü’nü bitirdi, yüksek lisansını aynı üniversitede Kadın Çalışmaları Bölümü’nde, doktorasını ise siyaset bilimi alanında tamamladı. İlk öykü kitabı Kem Gözlere Anadolu’yu 1994’te yayımladı. İlk romanı Pinhan’la 1998 Mevlana Büyük Ödülü’nü aldı. Bunu Şehrin Aynaları ile Türkiye Yazarlar Birliği Ödülü’nü kazandığı Mahrem izledi (2000). Ardından her ikisi de çok satan ve geniş bir okur kesimine ulaşan Bit Palas (2002) ve İngilizce kaleme aldığı Araf (2004) yayımlandı. Med-Cezir’de (2005) kadınlık, kimlik, kültürel bölünme, dil ve edebiyat konulu yazılarını topladı. 2006’da senenin en çok okunan kitabı olan Baba ve Piç yayımlandı. Ardından aylarca satış listelerinden inmeyen ilk otobiyografik kitabı Siyah Süt’ü (2007) yazdı.

Düzenli olarak Habertürk gazetesinde yazan, makaleleri yabancı gazete ve dergilerde çıkan ve yirmiden fazla dile çevrilen Elif Şafak’ın romanları dünyanın en önemli yayınevlerinden Farrar, Straus and Giroux, Viking ve Penguin tarafından yayımlanmakta.

Son romanı Aşk, Şubat 2010´da Amerika´da Viking tarafından The Forty Rules of Love ismiyle yayımlanacaktır.

Ahmet Türk Kimdir?

Gönderen BY.CodeR 5 Eylül 2009 Cumartesi 0 yorum


Ahmet Türk (d. 1944, Mardin, Türkiye), Türk siyasetçi.

Türk vatandaşı ve etnik Kürt kökenli siyasetçidir. Demokratik Toplum Hareketi'nin bellibaşlı liderlerinden biriydi. 18. ,19. ,23. dönem Mardin milletvekili.

Güneydoğu'nun ünlü aşireti, Kanco ailesinin lideridir. 1954 yılında babası Hacı Sinan'ı kaybeden Ahmet Türk'ün aktif politik hayatı, milletvekili ağabeyi Abdürrahim Türk'ün öldürülmesi ile başladı. 1974 yılında CHP'ye katıldı, daha sonra milletvekili seçildi. Devam eden yıllarda çeşitli sol partilerde görev aldı. 1989 yılında Paris'teki Kürt konferansına katıldığı gerekçesiyle milletvekili bulunduğu SHP'den ihraç edildi. O günlerde Halkın Emeği Partisi'ni kurarak başladığı etnik siyaset çizgisi, bugün DTP'yle yeni bir boyut kazandı. Hareketin partileşmesi ve sonucunda DTP'nin kurulmasından sonra, Aysel Tuğluk ile birlikte partinin genel başkanlığına seçildi. Böylece, Aysel Tuğluk ile birlikte, Türkiye'de eşbaşkanlık sistemini ilk uygulayan parti genel başkanı olmuştur. Haziran 2006'da yapılan DTP kongresinde eşbaşkanlık sisteminin kaldırılması üzerine, partinin tek genel başkanı olarak yeniden seçildi. Şubat 2007 tarihinde yapılan kongrede, başka hiçbir aday çıkmaması üzerine, yeniden partinin genel başkanlığına seçildi. 22 Temmuz 2007 seçimlerinde bağımsız Mardin Milletvekili olarak meclise girmiştir.

HEP kuruculuğu ile DEP milletvekilliği ve genel başkanlığının ardından, HADEP ve DEHAP yönetiminde de aktif roller üstlenen Ahmet Türk, Abdullah Öcalan'la da zaman zaman görüşmeler yaptı. Bu konudaki bir anısını şöyle anlatıyor: "Biz rahmetli Özal'ın mesajını götürmek üzere Öcalan'la görüştük. Özal, bize 'Akan kanın durması için çaba içinde olmanız gerekir. ' deyince, kendisine ateşkesin sürmesi için Bekaa'ya gitmeyi düşündüğümüzü söyledik. 'Elbette' dedi. "

Etnik partilerin başarı sağlayamaması üzerine DEHAP'la yollarını ayıran Türk, son birkaç yılını dedesi Hüseyin Kanco tarafından 1905 yılında restore edilen Mardin'in Derik ilçesindeki ünlü Kasr-ı Kanco'da geçiriyordu. Bu ihtişamlı yapıya kale veya şato da demek mümkün. Hüseyin Kanco, Hamidiye alayına bağlı bir Kürt komutan olarak biliniyor. Bölge Suriye sınırına 40 kilometre uzaklıkta olduğu için Kanco aşireti o dönemde Arap akınlarıyla gelen talana karşı mücadele etmiş. Saldırılardan korunmak amacıyla kale ev tarzında inşa edilmiş olan Kasr-ı Kanco, hala ihtişamlı görüntüsünü koruyor.

63 yaşındaki Ahmet Türk, doğduğu ve büyüdüğü Kasr-ı Kanco'yu "Nefes aldığım yer. " olarak tanımlıyor. Burada kendini çocuklarına ve torunlarına adayan Ahmet Türk, boş vakitlerinde 30 bin dönümlük pamuk ve mısır tarlalarını geziyor, kitap okuyor. En büyük zevki ise satranç oynamak. Türk, eski DEP'li arkadaşlarının ısrarları sonucu yeniden Ankara'ya döndü ve siyasette 3. kez şansını denemeye karar verdi. Oysa birkaç ay öncesine kadar Zana ve arkadaşlarının kuracağı partiden umutsuzdu. Milliyet'ten Hasan Cemal'e verdiği röportajda, etnik partilerden şöyle bahsemişti: "Bugüne kadar kurduğumuz bütün partilerde, inandırıcılık eksiği vardı. Parti içi hukuk, parti içi demokrasi açısından olumlu bir şey söylemek güçtü. Bu yüzden Türk aydınlarına da güven veremedik. Çünkü ipler perde arkasında başkalarının elinde diye düşünülürdü. Bu nedenle muhataplarımız tarafından pek ciddiye alınmazdık. Şimdi yeni bir anlayış geliştirmek zorundayız. Vesayetle, vekaletle siyaset üretemeyiz artık. "

Lise mezunudur. 4. (XV), 5. (XVI), XVIII. , XIX ve XXIII. Dönem Mardin Milletvekilliği ile TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanlığı yapmıştır. Evli ve 8 çocuk babasıdır.

Hülya Avşar Kimdir?

Gönderen BY.CodeR 22 Ağustos 2009 Cumartesi 1 yorum


1963 yılında Balıkesir'de doğan Hülya Avşar, Ankara Cumhuriyet Lisesi'nden mezun oldu. Daha sonra D.S.İ. Kulübü'nde yüzmeye başlayıp birçok müsabakaya katıldı. 1982 yılında İstanbul'a taşındıktan sonra "Bulvar" gazetesinin düzenlediği güzellik yarışmasına katılıp birincilik aldı. İlerki tarihlerde reklam filmlerinde oynadı, 70'e yakın filmde başrol oyunculuğu yaptı. Moskova'daki uluslararası sinema festivalinde en iyi kadın oyuncu ödülünü aldı. Kariyerine müzik eğitimi aldıktan sonra müzikaller, yurtiçi ve yurtdışı konserleri, 6 albüm ve bir single ile devam etti.

2000 yılında Kral Tv tarafından düzenlenen yılın müzik ödüllerinde en iyi kadın şarkıcı ödülüne layık görüldü. Bir sene kadar Günaydın Gazetesi'nde köşe yazarlığı yaptıktan sonra, Show Tv Kanalı'nda Hülya Avşar Show'u yaptı. Bu tv şovuyla aynı anda sergilediği tek kişilik tiyatro oyunundan başka, reklam filmlerinde oynamakta, Hülya adlı aylık derginin editörlüğünü yapmakta ve bir kitap yazmaktadır. Tenise olan merakı kendisine TED 2001 çiftler turnuvası birincilik ödülünü kazandırmıştır. Ağırlıklı olarak tenis ve spora zaman ayıran, vakıf ve derneklere büyük ilgisi olan Hülya Avşar, köşe yazarlığı da yapmaktadır.
İşadamı Kaya Çilingiroğlu ile bir süre evli olan Hülya Avşar, Zehra isimli bir kız çocuk annesidir.

Sanatçı Hülya Avşar ile eşi Kaya Çilingiroğlu Kadıköy 3. Aile Mahkemesi'nde yapılan duruşmay latek celsede boşandı. Mahkeme, yaklaşık bir saat süren duruşma sonunda, "şiddetli geçimsizlik nedeniyle aile birliğinin sarsıldığı" gerekçesiyle tarafların boşanmasına karar verdi. Mahkemenin, çiftin çocukları Zehra'nın velayetini Hülya Avşar'a verdiği öğrenildi.

Cem Yılmaz Kimdir?

Gönderen BY.CodeR 1 yorum


23 Nisan 1973'te İstanbul'da doğdu. Boğaziçi Üniversitesi Turizm ve Otelcilik bölümünde okurken Leman Dergisinde karikatür çalışmalarına başladı. İlk stand-up gösterisini Leman Kültür'de, 1995'in Ağustos ayında gerçekleştirdi. 1995 Aralık'tan itibaren de Beşiktaş Kültür Merkezi bünyesi altında gösterilerine devam etmektedir. 2001 yılı sonuna kadar toplam gösteri sayısı 1200'ün üzerinde olup, bunların hemen hepsi kapalı gişe oynayarak, kırılması güç bir rekorun da sahibi olmuştur. Türkiye'nin birçok ilinde sahnelediği gösterisini aynı zamanda Avrupa'nın önde gelen şehirlerinde ve de Amerika Birleşik Devletlerinde yine aynı başarı ile sahneye koymuştur.

Leman Dergisi'nde yayınlanan çalışmalarını "Karikatürler" isimli kitabında yayınladı. 1998 yılında Ömer Vargı'nın yönettiği "Herşey Çok Güzel Olacak" isimli sinema filminde Mazhar Alanson ile başrolü paylaştı. Bu filmi Türkiye ve Avrupa'da yaklaşık 1,800,000 kişi izledi. Reklam dünyasında da adından söz ettiren sanatçı , "Panasonic" reklamlarının radyo spotlarıyla iki yıl üst üste Kristal Elma ödülüne layık görüldü. Bu firmanın TV filmlerinin yanı sıra "Mavi Jeans" reklamlarında da oynamıştır. 2000 yılının Ocak ayından sonra gösterileri Star TV tarafından yayınlanmakta olup bunları "Gösteri" adlı kasette de Bay Müzik ile piyasaya sürmüştür. Askerlik görevini Temmuz 2001'de tamamlayan Cem Yılmaz, gösterilerine devam etmektedir. Özel bir şirket için hazırladığı reklamlar serisi ilgi görmüştür. Reklam ve gösteri çalışmalarına devam etmektedir.

Filmleri

Her Şey Çok Güzel Olacak (Senarist, Oyuncu) (1997)
Vizontele (Oyuncu) (2001)
G.O.R.A. (Senarist, Oyuncu) (2004)
Ramon (Oyuncu) (2005)
Organize İşler (Oyuncu) (2005)
Hokkabaz (Senarist, Oyuncu, Yönetmen) (2006)
A.R.O.G (Şef, Yönetmen, Senarist, Oyuncu) (2008)

Beren Saat Kimdir?

Gönderen BY.CodeR 15 Temmuz 2009 Çarşamba 0 yorum




Doğum Yeri :
Ankara
Doğum Tarihi : 26 Şubat 1984
Eğitimi : Lisans


Başkent Üniversitesi'nde İşletme konusunda ihtisas yaparken Türkiye'nin Yıldızları adlı, aktör ve aktris yetiştirip hafta sonu performanslarını değerlendiren yarışma programına katıldı. Bu programla birlikte yıldızı parladı. Yarışma programının ekibinde bulunan Tomris Giritlioğlu'nun kardeşi, ona Beren'den söz edince TV dizilerinin aranan yüzlerinden biri haline geldi.

Fatih Sultan Mehmed

Gönderen BY.CodeR 14 Temmuz 2009 Salı 0 yorum


Yedinci Osmanlı padişahı ve İstanbul'un Fatihi.

Saltanatı: 1451-1481
Babası: II. Murat Han - Annesi:Hatice Alime Hüma Hatun
Doğumu: 30 Mart 1432 Vefatı: 3 Mayıs 1481

Sultan Murat Han, oğlu şehzade Mehmet'i yalnız din ve fen ilimlerinde yüksek bir tahsil yaptırmak ve bir takım kültür dillerine (Arapça, Farsça, Latince, Yunanca ve Sırpça) sahip olarak yetiştirmekle kalmadı. O, bu kudretli ve kabiliyetli şehzadeye tecrübeli devlet adamlarından ve büyük alimlerden müteşekkil yüksek bir muhiti, maddi-manevi bakımlardan devrin en üstün bir ordusunu ve nihayet bütün düşmanlarını ve Haçlı ordularını yere seren rakipsiz ve sağlam bir devleti de miras bırakmıştı.

Bununla beraber 21 yaşında tahta oturan genç Hakan, daha ilk günlerde devleti ve ordusunu daha büyük hamleler yapacak bir kudrete ulaştırdı. Şehzadeliğinden beri bir an önce İstanbul'u fethetmek ve Hazret-i Peygamber'in "Konstantiniyye (İstanbul) muhakkak fethedilecektir. Bu fethi yapacak hükümdar ne güzel hükümdar ve onun askerleri ne güzel askerdir." müjdesine mashar olmak istiyordu. Bu gaye ile askerî tarihin kaydettiği ilk büyük ateşli silahlar ve toplar ile ordusunu dayanılmaz bir kudret haline getirdi. Ayrıca 1000 yıllık tarihi boyunca bütün muhasaraları muvaffakiyetsizliğe uğratan surları aşmak için seyyar kuleler kurdu. Nihayet 6 Nisan'da başlayan kuşatma, 22 Nisan'da Fatih'in donanmayı Beşiktaş'tan Haliç'e indirmesiyle çok şiddetli bir duruma girdi. 29 Mayıs 1453'te yapılan son taarruzla şehri alarak Ortaçağ'a son verdi.

Beyaz bir at üzerinde ve muhteşem bir alayla Topkapı'dan şehre giren Fatih Sultan Mehmet, doğruca Ayasofya'ya gitti. Kapıya gelince attan inip, secdeye vardı. Mabedi temizletti, tasvirlerden kurtardı ve ilk Cuma namazını orada bütün gazilerin sevinç ve heyecanları içinde kıldı. Daha sonra Ayasofya'nın kıyamete kadar cami kalmasını yazılı vasiyet ve vakıf eyledi.

Fatih Sultan Mehmet bundan sonra, Osmanlı Devleti'ni bir Cihan İmparatorluğu haline getirme ve İslamiyet'i bütün dünyaya yayma mücadelesine girişti. O; "Dünyada tek bir din, tek bir devlet, tek bir padişah ve İstanbul da cihanın payitahtı olmalıdır" diyordu. Nitekim bu gaye ile Fatih kısa zamanda Anadolu'da İsfendiyar, Trabzon, Karaman ve Akkoyunlu memleketlerini ilhak etti. Dulkadir beyliği ile Kırım hanlığını tabiiyeti altına aldı. Yunanistan, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Sırbistan (Belgrad hariç), Eflak-Boğdan ve sair ülkeleri fethetti. Birçok krallık, imparatorluk, hanlık ve beylik ortadan kaldırıldı ve Osmanlı toprakları Tuna'dan Fırat'a kadar yayıldı. Anadolu'da milli birlik tesis edildi.

Bu büyük Türk Sultanı 1481 senesi ilkbaharında üç yüz bin kişilik bir ordunun başında olarak yeni bir sefere çıktı. Ancak, Hünkar çayırı denilen mevkide hastalandı ve çok geçmeden 3 Mayıs 1481'de vefat etti. Özel doktoru olan Yahudi dönmesi Yakup Paşa tarafından zehirlendiği de söylenmektedir. Naşı, adına yaptırdığı caminin bahçesine defnedildi. Sonra üzerine türbe yapıldı.

Fatih Sultan Mehmet, ince yüzlü, uzunca boyla, dolgun vücutlu olup, seyrek güler, yüzüne bakıldığında hürmet ve korku telkin ederdi. Her şeyi öğrenmek isteyen zeki bir araştırıcı idi. Harp sanatından çok hoşlanır, yapacağı seferlerden en yakınlarını bile haberdar etmez ve bunların gizli kalmasına çok dikkat ederdi. "Sırrıma sakalımın bir tek telinin vakıf olduğunu bilsem onu yolar atarım" sözü meşhurdur.

Soğuğa-sıcağa, açlığa-susuzluğa ve yorgunluğa karşı çok dayanıklı idi. Trabzon üzerine çıktığı seferde Zigana dağlarını yaya olarak bin bir müşkilatla geçerken yanında bulunan Uzun Hasan'ın annesi, Sara Hatun; "Ey oğul! Bir Trabzon için bunca zahmet değer mi?" deyince, yüce Hakan; "Bu zahmet din yolunadır, ahirette Allahü tealanın huzuruna varınca inayet ola. Zira elimizde İslam kılıcı var. Eğer bu zahmeti ihtiyar etmezsek bize gazi demek yalan olur" cevabını verir.

Fatih, büyük ilim, din, kültür ve sanat adamlarını etrafında toplayarak İslam medeniyetine yeni bir hamle verdi ve İstanbul'u devrinde bu medeniyetin ve dünyanın en yüksek bir merkezi halime getirdi. Molla Gürani, Hocazade, Molla Hüsrev, Hızır Bey, Molla Yegan, Ali Kuşçu ve Akşemseddin meclisinin en mühim simaları idi. Devrinde Osmanlı Devleti'nin bütün temel müessese ve teşkilatı en mükemmel bir hale geldi. Zeytinyağı döktürerek insanlık tarihinde "yağla makine soğutmasını", havan topunun balistik hesap ve planını yaparak dik mermi yollu ilk silahı keşfeden de odur. Yine onun devrinde başta İstanbul olmak üzere, imparatorluğun bütün şehirleri cami, mescit, medrese ve sair eserlerle donatılmıştır.

Bunu Böyle Bilesiniz

Fatih Sultan Mehmet Han'ın namaz kılınmasına dikkat edilmesi hususunda Rum vilayetlerine gönderdiği ferman şöyledir: "Allahü teala, emirlerinin yerine getirilmesini bize nasip ve müyesser eylesin. Bu hükümde bildirmek istediğim husus şudur: Rum diyarındaki şehir ve kasabalarda ve buraların köylerinde yaşayan müslüman ahali, İslam dininin emir buyurduğu farzları yapıp, sünnetlerine riayet etmekte, Kelam-ı kadime ve Furkan-ı mecide yani Kur'an-ı kerime, hadis-i şeriflere uymakta gevşeklik gösterip muhalefet ederler imiş. Allahü tealanın "Namazı ikame ediniz:" emrini çiğneyip; "Namaz dinin direğidir. Onu dosdoğru kılan dinini ikame etmiş olur. Terk eden dinini yıkmış olur." hadis-i şerifine uymayıp, tuğyan yoluna sapanlar ve böylece mescit ve camileri viraneye ve harabeye döndürüp, fısk ve fücur, yani günah işlenen yerleri mamur ederler imiş. Bu ve buna benzer haberler bize ulaşıyor. Eğer bunlar doğru ise, emr-i bil ma'ruf ve nehy-i anil münker eylemek üzerime vacip olduğundan, ileri gelen bir adamımı bu iş için vazifelendirdim. O inceleyip takip edecek. Şöyle emir eyledim ki: "Her kim namazı terk ederse, dövülmek ve mali cezaya çarptırılarak ta'zir eylemek meşru olduğundan, İslam dininin emri gereği artık Rum diyarında namazını geçirenler tespit edilip, tamam haklarından gelinsin. Halka namaz kılmaları tenbih edilip, kılmayanlar hakarete uğratılıp teşhir edilsin. Hiç kimse ne olursa olsun bu icraata mani olmaya!.. Rum sancağı beyleri ve kadıları ve subaşıları ve bunların emrindeki diğer memurlar gönderdiğim vazifeliyle bu hususta elbirlik edip yardımcı olalar. Böylece İslamiyet'in yüce ahkâmı, emri ve yasaklarını yerine getirmekte gevşeklik ve tenbelliğe asla meydan verilmeye, Öyle ki, mescitler dolacak, medreseler mamur edilecek ve din-i İslam kuvvetlendirilmiş olacaktır. Böylece müslümanlar refah, huzur ve saadet içinde olup, Padişahın devam-ı devletine ve kudretinin artmasına duacı olacaklardır. Bunu böyle bilesiniz. Alamet-i şerifeme (tuğrama) itimat kılasınız."

Abdullah Gül Kimdir?

Gönderen BY.CodeR 0 yorum


29 Ekim 1950 tarihinde Kayseri’de doğdu. Öğrenimini Kayseri Lisesi ve İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde yaptı. Aynı fakültede başladığı doktora çalışmaları için iki yıl İngiltere’de kaldı ve 1983’te İstanbul Üniversitesi’nden doktor unvanı aldı. Sakarya Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nün kuruluşunda çalıştı ve aynı bölümde ekonomi dersleri verdi. 1991’de uluslararası ekonomi dalında Doçent oldu.

1983-1991 yılları arasında merkezi Cidde’de olan İslam Kalkınma Bankası’nda ekonomist olarak çalıştı.

1991 – 2007 yılları arasında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde beş dönem Kayseri Milletvekili olarak hizmet verdi.

1991 – 1995 yılları arasında TBMM’de Plan ve Bütçe Komisyonu üyeliği yaptı.

1991 - 2001 yılları arasında Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi üyesi olarak Konsey’in Kültür, Tüzük, Siyasi ve Ekonomik Kalkınma komitelerinde çalıştı.

1995 – 2001 yılları arasında TBMM’de Dışişleri Komisyonu’nda üye olarak görev yaptı.

1996’da kurulan 54. Hükümet’te Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü olarak görev aldı.

2000 yılında Yenilikçi Hareket’e liderlik etti ve Fazilet Partisi Kongresi’nde genel başkan adayı oldu.

2001’de Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kuruluşunda rol alan öncülerden oldu. Siyasî ve Hukukî İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı.

2001 – 2002 yılları arasında NATO Parlamenterler Meclisi üyeliği yaptı.

2002’de Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nde 10 yıl aralıksız sürdürdüğü başarılı çalışmalarından dolayı kendisine “Pro merito” madalyası ve “Sürekli Onursal Üye” unvanı verildi.

18 Kasım 2002'de Başbakan olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin 58. Hükümeti’ni kurdu.

2003 – 2007 yılları arasında 59. Hükümet döneminde Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı olarak görev yaptı.

28 Ağustos 2007 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Türkiye'nin onbirinci Cumhurbaşkanı olarak seçildi.

Abdullah Gül’ün; Bulgaristan Burgaz Hür (2003), İngiltere Exeter (2005), Azerbaycan Bakü Devlet (2007), Romanya Dimitrie Cantemir Hıristiyan(2008) ve Kazan Devlet Üniversiteleri (2009) tarafından verilen fahri doktora, Kırgızistan Yusuf Balasagun Millî Üniversitesi (2009) tarafından verilen fahri profesörlük, Çin Kuzeybatı Üniversitesi (2009) tarafından verilen fahri ekonomi doktorası ve Sincan Üniversitesi tarafından verilen fahri profesörlük unvanları bulunmaktadır.

Hayrünnisa Gül ile evli olan Abdullah Gül, Ahmet Münir, Kübra ve Mehmet Emre adlı üç çocuk babasıdır.

Ailesi

Abdullah Gül 29 Ekim 1950 tarihinde Orta Anadolu’nun en önemli ticaret kenti sayılan Kayseri’de doğdu. Ailenin soyağacı 1200’lü yıllara dayanmaktadır. Gül soyadı, Selçukluların Kayseri’de yaptırdığı Gülük Camii’nin ilk imamlarından olan atalarından gelmektedir. İstiklal Savaşı Gazisi olan dedesi Hayrullah Efendi ticaretle uğraşmıştır. Annesi Adviye Gül, kentin köklü Satoğlu ailesine mensup şair ve öğretmen bir babanın kızıdır. Kayseri’nin ilk sanayi tesisi sayılan Tayyare Fabrikası’nda ustabaşı olarak çalışan babası Ahmet Hamdi Gül, sosyal hayata katkılarıyla çevresinde tanınan ve sevilen bir kişidir. Aile çok sayıda öğretim üyesi, şair, yazar ve bürokrat yetiştirmiştir. Emekliliği sonrası 1972’de kendi işyerini kuran Ahmet Hamdi Gül, halen sanayi alanında faaliyet göstermektedir; bir kız, bir erkek evladı daha vardır.

Eğitim ve Çalışma Hayatı

Abdullah Gül, Kayseri Gazi Paşa İlkokulu, Nazmi Toker Ortaokulu ve birçok ünlü ismi yetiştiren Kayseri Lisesi’ni bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ne girdi.

Gül’ün üniversitede okuduğu yıllar Türkiye’de öğrenci hareketlerinin en yoğun olduğu dönemdi. Fakülte yıllarında öğrenci hareketlerinde aktif yer aldı. O dönemin önde gelen öğrenci derneklerinden Milli Türk Talebe Birliği’nde (MTTB) öğrenci liderleri arasında yer aldı, mitinglere katıldı, dergi ve yayınlara katkıda bulundu. O yıllarda edindiği tecrübe ve arkadaşlıklar, Abdullah Gül üzerinde hayat boyu sürecek izler bıraktı.

1974 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden mezun olan Abdullah Gül, aynı fakültede başladığı doktora çalışmasını 1983'te tamamladı. Doktora çalışmaları sırasında lisan öğrenmek ve teziyle ilgili araştırmalar yapmak üzere gittiği Londra ve Exeter’de iki yıl kaldı.

Akademik çalışmalarını sürdürürken Sakarya Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nün kuruluşunda görev aldı ve beş yıl boyunca mühendis adaylarına ekonomi dersleri verdi.

1983 yılında İslam Kalkınma Bankası’nda ekonomist olarak çalışmak üzere Cidde’ye gitti. Ailesiyle birlikte 8 yıl Cidde’de yaşadı. Görevi sebebiyle edindiği deneyim ve değişik ülkelere yaptığı seyahatler ona farklı coğrafyalardaki ülkelerin ekonomik, siyasi ve sosyal yapılarını yakından gözlemleme imkanı sundu.

1991 yılında uluslararası ekonomi dalında Doçent unvanı aldı.

Siyasi Hayatı

Abdullah Gül’ün siyasi hayata girişi planlı bir adım sonucu olmadı. 1991 yazında yıllık iznini geçirmek üzere geldiği memleketi Kayseri’de, hemşerileri kendisine siyasete atılması ve ülkesine milletvekili olarak hizmet etmesi teklifinde bulundular. Katıldığı ilk seçimde Refah Partisi’nden milletvekili seçildi. O günden başlayarak Cumhurbaşkanı seçildiği güne kadar beş dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Kayseri milletvekili olarak yer aldı.

Milletvekilliği dönemi kendisine hem ülkeyi hem de dünyayı daha iyi tanıma fırsatı sağladı. İlk dönemde (1991-1995) Plan ve Bütçe Komisyonu, ikinci dönemde (1995 - 1999) Dışişleri Komisyonu üyesi olarak görev yaptı. 1991’den itibaren Avrupa Konseyi’nde Türkiye’yi temsil eden parlamenterler arasında sürekli yer aldı. 2001 ve 2002 yıllarında NATO Parlamenterler Meclisi üyeliği yaptı.

Demokrasi ve insan haklarının beşiği sayılan Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nde çeşitli komitelerde aktif olarak görev aldı ve yakın arkadaşlıklar kurdu. Buradaki on yıllık tecrübesi Abdullah Gül’ün Konsey’in demokrasi ve insan hakları standartlarının Türkiye için vazgeçilmez olduğu inancını pekiştirdi ve Türkiye’nin Avrupa Birliği yolundaki reformlarının gerçekleştirilmesinde büyük etkisi oldu. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’ndeki başarılı çalışmalarından ötürü kendisine 2002 yılında “Pro merito” Madalyası ve “Sürekli Onursal Üye” unvanı verildi.

Abdullah Gül 1996 yılında kurulan 54. Hükümet’te Devlet Bakanlığı ve Hükümet Sözcülüğü yaptı. Bu dönemde görev alanına giren Türk Dünyası ile ilişkileri geliştirmek için yoğun çaba sarf etti.

Türkiye’nin ciddi siyasi sıkıntılar yaşadığı bir dönemde, yakın siyaset arkadaşlarıyla birlikte partisi içerisinde yeni bir akımın başlamasına öncülük etti. ‘Yenilikçi Hareket’ diye adlandırılan bu akımın öncüsü olarak 2000 yılında yapılan Fazilet Partisi Büyük Kongresi’nde Genel Başkanlık için aday oldu. Seçimi çok az bir oy farkıyla kaybetmiş olmasına rağmen, aldığı netice tüm siyasi çevrelerce büyük bir başarı olarak değerlendirildi. Kendi değerlerine sahip çıkarak dünyayla bütünleşmeyi hedefleyen, demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğünü benimseyen bir oluşum olarak algılanan Yenilikçi Hareket, Türk siyasetine büyük heyecan getirdi. Bu siyasi çizgi 2001 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kurulmasıyla neticelendi.

Abdullah Gül 3 Kasım 2002’de yapılan genel seçimlerin ardından 18 Kasım’da Başbakan olarak 58. Cumhuriyet Hükümeti’ni kurdu. Kısa Başbakanlık döneminde Irak, Kıbrıs gibi zor meselelerle yüzleşti, ekonomide Acil Eylem Planını uygulamaya koydu. Irak krizi sırasında önemli bir işlev gören Irak’a Komşu Ülkeler Süreci’nin başlamasına öncülük etti.

14 Mart 2003’te kurulan 59. Cumhuriyet Hükümeti’nde Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olarak görev aldı. Aynı zamanda Terörle Mücadele Yüksek Kurulu, Reform İzleme Grubu ve Avrupa Birliği Müzakere Heyeti Başkanlığı görevlerini yürüttü.

Abdullah Gül’ün Dışişleri Bakanlığı döneminde Avrupa Birliği reform süreci hızlandırıldı ve 3 Ekim 2005’te Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne katılım müzakereleri resmen başladı. Hem Batı dünyası hem de Türk ve İslâm Dünyası’yla ilişkiler geliştirildi, komşu ülkelerle dostluk bağları takviye edildi ve uluslararası kuruluşlarda aktif görevler üstlenildi.

Abdullah Gül’ün Dışişleri Bakanı sıfatıyla Mayıs 2003’te Tahran’daki İslam Konferansı Örgütü Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda yaptığı ve İslam dünyasına reform çağrısında bulunduğu konuşma, hem Doğu’da hem de Batı’da büyük yankı uyandırdı.

24 Nisan 2007 tarihinde Cumhurbaşkanlığına aday olan Abdullah Gül, seçim sürecinin yarıda kalması ve TBMM’nin erken seçim kararı alması üzerine 22 Temmuz 2007’de beşinci kez Kayseri milletvekili seçildi. Yeni Meclisin önündeki ilk gündem maddesi olan Cumhurbaşkanlığı seçimi için tekrar aday oldu.

Abdullah Gül, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 28 Ağustos 2007 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti’nin onbirinci Cumhurbaşkanı seçildi.

Deniz Baykal Kimdir?

Gönderen BY.CodeR 0 yorum


20 Temmuz 1938 yılında Antalya’da doğdu. Siyasetle Hukuk Fakültesi'nde öğrenciyken ilgilenmeye başladı. 1959 yılında Hukuk Fakültesini bitirdi. 1960’da Sosyal Bilgiler Fakültesi’ne asistan olarak girdi. 1963’te doktorasını tamamlayıp, iki yıl ABD’de Colombia ile Berkeley Üniversitelerinde çalıştı. Öğrenci hareketleri ve SBF'deki öğretim üyeliği döneminde "sosyal demokrat" olarak tanınan Baykal'a ilk aktif siyaset teklifi İsmet İnönü'yü devirerek CHP Genel Başkanı olan Bülent Ecevit'ten geldi. 1973’te CHP’den Antalya milletvekili seçildi. 33 yaşında milletvekili oldu. Ecevit hükümetleri döneminde Maliye ve Enerji Bakanlığı görevlerini üstlendi, parti yönetiminde görev aldı. 12 Eylül 1980’den sonra bir süre gözetim altında tutuldu ve 5 yıl siyasetten yasaklandı. 1983’te yasaklı olmasına rağmen faaliyetlerini sürdürdüğü gerekçesiyle bir grup önde gelen CHP ve AP’liyle birlikte Zincirbozan’da ikinci defa gözetim altına alındı. Eylül 1987’de Erdal İnönü’nün liderliğindeki SHP’den Antalya milletvekili seçildi. Önce Grup Başkanvekilliği, ardından Genel Sekreterlik yaptı. 1990’da genel sekreterlikten istifa etti. CHP’nin yeniden açılması üzerine CHP’ye geçti. 9 Eylül 1992’de genel başkan seçildi. 18 Şubat 1995’de SHP ve CHP bütünleşme kurultayında aday olmayıp genel başkanlıktan ayrıldı. 9 Eylül 1995’de birleşmeden sonra yeniden genel başkan seçildi. 30 Ekim 1995’de kurulan DYP-CHP koalisyon hükümetinde Başbakan Yardımcılığı ve ve Dışişleri Bakanlığı’nı yürüttü. 53.Hükümet kurulunca Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı’ndan ayrıldı. 23-24 Mayıs 1998’de olağan kurultayda bir defa daha genel başkan seçildi, ancak 18 Nisan’da partisinin barajı aşamaması üzerine görevinden ayrıldı. Yerine Altan Öymen seçildi. 1 Ekim 2000 tarihinde yapılan 11.Olağanüstü Kongre’de Baykal yeniden genel başkan seçildi.

Devlet Bahceli Kimdir?

Gönderen BY.CodeR 0 yorum


1948 yılında Osmaniye'de doğdu. Yörede Fettahoğulları olarak bilinen geniş bir Türkmen ailesine mensuptur.

İlk öğrenimini Osmaniye'de, orta öğrenimini İstanbul'da tamamlayan Dr. BAHÇELİ, üniversite öğrenimini Ankara İktisadi ve Ticari Bilimler Akademisinde yapmıştır.

Dr. BAHÇELİ, başlangıcından itibaren Ülkücü Hareket'in her kademesinde görevler üstlenerek Büyük Ülkü Davası'na hizmet etti. Dr. BAHÇELİ, 1967 yılında Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisinde öğrenci iken Ülkü Ocağı Kurucusu ve yöneticisi olarak görev aldı. 1970-1971 yıllarında Türkiye Milli Talebe Federasyonu Genel Sekreterliği görevlerinde bulundu. Dr. Bahçeli, bir yandan aktif olarak Ülkücü Hareket'te yeralırken, diğer yandan da ilmi alandaki çalışmalarını devam ettirmiştir.

1972 yılından itibaren Ankara İktisadi ve Ticari İlimler akademisi ve bağlı Yüksek Okullarda İktisat Bölümü asistanı olarak görev almıştır. Dr. BAHÇELİ, yine 1970'li yıllarda Ülkücü Maliyeciler ve İktisatçılar Derneği'nin (ÜMİD-BİR) kurucularından, Üniversite Akademi ve Yüksekokullar Asistanları Derneği'nin (ÜNAY) kurucularından ve Genel Başkanlarındandır. İyi derecede İngilizce bilen Dr. Devlet BAHÇELİ, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde İktisat Doktorası yapmış ve aynı üniversitenin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Politikasında Ana Bilim Dalı'nda 1987 yılına kadar öğretim üyeliği görevini sürdürmüştür.

Dr. BAHÇELİ yine bu süre içerisinde Türk-İslam alemi, Türkiye ve Dünya Ekonomisi, Türk Tarihi ve Dış Politika konularıyla ilgilenmiş ve bu alanlarda çalışmalar yapmıştır. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra cezaevlerine doldurulan MHP ve Ülkücü kuruluşların yöneticileri ile mensuplarının haklı davalarının her platformda savunulmasında takdirle karşılanan çalışmalarda bulunmuştur.

Ülkücü kadroların yetişmesinde önemli görevler de üstlenen Dr. BAHÇELİ, Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ tarafından göreve çağırılması üzerine 17 Nisan 1987 tarihinde üniversitesindeki öğretim üyeliği görevinden istifa etmiş, 19 Nisan 1987 tarihinde yapılan MÇP Büyük Kurultay'ında parti yönetimine seçilmiş ve Genel Sekreterlik görevine getirilmiştir.

MÇP ve MHP'nin yönetim kadrolarındaki görevi, günümüze kadar kesintisiz olarak sürmüştür. Çeşitli zamanlarda Genel Sekreterlik, Genel Başkan Yardımcılığı, Merkez Yürütme Kurulu Üyeliği, Merkez Karar Kurulu Üyeliği, Genel Başkan Baş-Danışmanlığı görevlerinde bulunan Dr. Devlet BAHÇELİ, 6 Temmuz 1997 tarihli 5'nci Olağanüstü Kongre sonrasında MHP Genel Başkanı görevini üstlenmiştir.

05 Kasım 2000, 12 Ekim 2003 ve 19 Kasım 2006 tarihlerindeki MHP Olağan Kongreleri'nde tekrar Genel Başkan seçilmiştir.


1954 yılında İstanbul’da doğdu. İlköğrenimini Kasımpaşa Piyale İlkokulu’nda yaptı. Orta öğrenimini İstanbul İmam Hatip Lisesi’nde, Yükseköğrenimini de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde tamamladı. Camialtı, İETT ve Erokspor’da 16 yıl futbol oynadı. Bu süre içinde birkaç defa İstanbul Amatör Karması ve İstanbul Gençler Karmasına seçildi. Yedeksubay olarak askerliğini yaptı. Özel sektör kuruluşlarında müşavir ve üst düzey yönetici olarak çalıştı.

1969 yılından başlayarak fiili siyasetin içinde bulundu. 1975 yılında MSP İlçe Gençlik Kolu Başkanı aynı zamanda Gençlik Kolları Genel İdare Kurulu Üyeliği’ne seçildi. Bu görevleri 1980 yılına kadar devam etti. 1984 yılında RP Beyoğlu İlçe Başkanı, 1985 yılında RP İstanbul İl Başkanı, 1986 yılında RP MKYK üyesi oldu. 27 Mart 1994 yerel seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi. Belediye başkanlığı döneminde başarısı kamuoyu tarafından tescil edildi. Siirt’te yaptığı bir konuşmada “Halkı sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik ettiği” gerekçesiyle 312’nci maddeden yargılandı ve yargılama sonucunda suçlu bulunarak hapis cezasına çarptırıldı. Kırklareli’nin Pınarhisar İlçesi Cezaevi’nde 120 gün cezaevinde yattı. Recep Tayyip Erdoğan, Fazilet Partisi içindeki yenilikçi kanadın lideri olarak biliniyordu. Siyasi yasağının bitmesi üzerine Adalet ve Kalkınma Partisini kurdu.

-- Albümü İNDİR --



Son Albümler

Bağlantılar

Sayaç - İstatistik